Yeni şeyleri öğrenmeyi hepimiz arzularız. Sadece teknik bilgimizi geliştirmek için değil sosyal olarak da pek çok yeni şey öğreniriz, öğrenmeyi isteriz. Doğumdan ölüme kadar öğrendiklerimiz hakkında bir liste yapsak kalınca bir kitap olurdu.

Konuşmayı, yürümeyi, koşmayı, yüzmeyi, zıplamayı, okumayı, yazmayı, kendimizi ifade etmeyi, trafik kurallarını, okul kurallarını, araba, bilgisayar ve telefon kullanmayı ve daha nice şeyi her gün yılmadan usanmadan öğreniriz, geliştiririz.

Hepimizin farklı bir öğrenme şekli var. Bazılarımız kitaptan notlar alarak ya da özet çıkararak, bazıları biri anlattığı zaman, bazıları ders notlarını hayal ederek, bazılarıysa ders videolarını izleyerek öğrenir. İnsan ne kadar çeşitliyse öğrenme şekli de bir o kadar çeşitlidir.

Özellikle yetişkinlik dönemimizde (burada yazar örgün eğitimimizi tamamladıktan sonrasını kastetmektedir) yeni konular öğrenmemiz şart. Yeni bir işe başladığımızda katıldığımız oryantasyon eğitimlerinde giyim kurallarının ne olduğu, servislere nasıl kayıt olacağımızı, bilgisayarımızda problem çıktığında ne yapacağımızı, ürün geliştirme yöntemlerini, ürün ile ilgili teknik bilgileri ve daha pek çok şeyi bize aktarılır. Hafta sonu ya da akşam yani özel zamanlarımızı ayırdığımız başka eğitimlere de katılırız. Bilgi birikimimizi arttırmayı ya da sertifika almayı amaçlarız. Ve her nasıl oluyorsa öğrendiklerimizi oryantasyon ya da eğitim bittikten sonra unutmaya meylederiz. Peki bunun sebebi nedir?

Yeni öğrendiği bilgi kişinin değerlerine, hayat görüşüne ve önceki bilgi birikimine ters düşüyorsa yetişkinler bu yeni bilgiyi reddetme eğilimindedirler. Eğitimlere katılan bazı kişiler eğitimin başından sonuna kadar kendileriyle, eğitmenle ve konuyla cebelleşirler. İçlerinde fırtınalar kopar. İçe dönükler fırtınayı kendi içlerinde yaşarken dışa dönükler eğitmeni de diğer katılımcıları da kendi fırtınalarının içine çekerler. Fırtına katılımcının yeni bilgiyi öğrenmesini engeller. Konuyla, eğitmenle ya da her ikisiyle de bağlantı kuramazlar. Bağlantı kuramama öğrenmeye engeldir. Kişilerin eğitimlerden mutsuz hatta kızgın ayrılmalarının sebebi de budur.

Fırtınayı doğru yönlendiren bir eğitmen bunu bir fırsat olarak görür ve eğitimin verimliliğini arttırıcı yönde kullanır. Fırtına şüpheciliktir, fırtına meraktır. Şüphe ve merak bizi daha iyi insanlar haline getirir.

Katılımcının içinde kopan fırtına bana ilham verir. Gerçekten. Fırtınayı içinden çıkılamayacak bir kaos olarak görmekten ziyade yaratıcı fikirlere, farklı bakış açılarına, yeni bir uygulama biçimine yani yeni dünyalara dönüştürebileceğimizi biliyorum. Her katılımcının başka bir dünyasının olduğunu ve söylemeyi arzu ettikleri özgün fikirleri olduğuna inanıyorum. Kendi anlayışlarını ortaya çıkarmalarını destekleyen yöntemleri kullandığım eğitimlerde grupça öğrenecekleri güvenli bir ortam yaratıyorum.

Katılımcılara eğitimden beklentiniz nedir diye sormuyorum. Onlara kendi istekleriyle katılıp katılmadıklarını soruyorum. Beklentiyi sizinle, insan kaynaklarıyla, takım liderleriyle ve diğer yöneticilerle görüşüp birlikte belirliyoruz. Çalışanlarının hangi konuda güçlenmeleri gerektiğini onlar benden daha iyi biliyorlar. Çünkü her gün dirsek dirseğe birlikte çalışıyorlar. Onlar takım üyelerini benden daha iyi tanıyorlar. Kendi işlerinin ve organizasyonlarının hedeflerini ve beklentilerini biliyorlar. Yaşadıkları zorlukların, engellerin ve risklerin farkındalar. Onların en iyisini hak ettiklerini düşünüyorum. Eğitmen ve katılımcı diye iki tarafın olmadığını, hepimizin aynı tarafta olduğunu biliyorum.

Beynimiz soyutlukları kavramak için tasarlanmamıştır. Eğitimlere duygularınızı harekete geçiren, fikirlerinizi somutlaştırmaya yarayan, meraklı ve katılımcı olmanızı sağlayan yöntemleri, araçları ve teknikleri yanımda getiriyorum. Bavullar dolusu yer tutuyorlar. Görenler bilirler. Sizin en iyisini istediğinizi biliyorum. Ayırdığınız zamanın değerli olduğunun farkındayım. Siz de yaptığım şeye değer veriyorsunuz, bunu her etkinlikte bana hissettiriyorsunuz.

Bizi öğrenmekten alıkoyan şeyleri hep birlikte yerle bir ediyoruz her seferinde. Çok da güzel oluyor!

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmailby feather